Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmelere ayna tutmaktan çekinmeyen politik mezuniyet pankartlarına ev sahipliği yapan ODTÜ Mezuniyet Töreni, bu yıl da 19 Temmuz’da Devrim Stadyumu’nda gerçekleşti. Mezuniyet törenine dair oldukça ‘gösterişli’ ODTÜ’nün 70. Yıl etkinlikleriyle de ‘uyumlu’ görünen konserli bir organizasyon gerçekleşti. Törende ‘Mutlak Butlan’ kararı, komedyen ve ODTÜ Psikoloji mezunu Deniz Göktaş’ın tutukluluğu ve güncel olarak NATO’nun Ankara Zirvesi’ne karşı ses çıkaran pankartlar yoğun olarak görüldü. 

Sosyal medyada oldukça ‘gösterişli’ olarak reklamı yapılan bu mezuniyet töreninin ardında ise sansür uygulanarak okul birincilerinin konuşturulmaması gizliydi. Konuşma hakkı gasp edilen sekiz bölüm birincisi, seslerini ve yapmayı planladıkları konuşmaları ancak sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyurabildi. Okul birincilerinden yalnızca birinin konuşmasına izin verilirken sekiz öğrencinin kürsüye çıkamaması, ifade özgürlüğünün nasıl engellendiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Sadece tek bir öğrencinin konuşmasına izin verilirken, bu seçimin hangi kriterlere göre yapıldığı ise tam bir muammaydı. Makine Mühendisliği birincisi bir öğrencinin X platformunda paylaştığı üzere, yılların emeğiyle bu noktaya gelen öğrenciler, törenden yalnızca bir gün önce aranarak ‘süre yetersizliği’ gibi gayriciddi bir bahaneyle ifade özgürlüklerinden mahrum bırakıldılar. 

Tören öncesinde Athena’nın solisti Gökhan Özoğuz’un, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atanmış rektör Ahmet Yozgatlıgil ile verdiği fotoğraf öğrencilerin tepkisini çekti. Sahneye çıktığında öğrenciler tarafından yuhalanan Özoğuz’a gösterilen bu tepki, salt bir fotoğrafa değildi. Bu itiraz; 19 Mart sürecinde kampüse polis ve TOMA sokan, öğrencileri baskıyla sindirmeye çalışan bir yönetim anlayışını ve onunla yan yana durmayı meşrulaştıran herkese yönelikti. 

Atanmış rektör Ahmet Yozgatlıgil’in yuhalamalar eşliğinde dilediği kadar konuşabildiği ve 70 dakika süren bir konserin sığdırılabildiği törende, okulu en yüksek dereceyle bitiren öğrencilere birkaç dakikanın bile çok görülmesi açıkça siyasi bir tercihtir. Nitekim okul birincilerinin hazırladığı konuşmalara bakıldığında; Yozgatlıgil yönetiminin 19 Mart eylemlilikleri süresince okula polis sokması, öğrencilere uygulanan şiddet, NATO Zirvesi kapsamında alınan önlemler nedeniyle kapatılan yurtlar ve ifade özgürlüğü gibi başlıkların öne çıktığı görülüyor. Konuşmaların engellenmesi tam olarak bu gerçeklerin Devrim Stadyumu’nda dile getirilmesinden duyulan korkunun bir sonucudur. 

Gençlerin, kadınların ve emekçilerin sesine tahammül edemeyen bu düzene karşı verilecek en güçlü cevap; öfkemizi ve haklı itirazlarımızı birleşik bir iradeye dönüştürerek yan yana gelmek ve örgütlenmektir. Üniversitelerimizi iktidarın, sermayenin ve emperyalistlerin arka bahçesi haline getirmeye çalışan; bilimsel düşünceyi, baskı ve sansür mekanizmalarıyla ezeceğini sanan bu çürümüş yapı karşısında daima bizleri bulacaktır. 

 
Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak; üniversitelerimiz başta olmak üzere hayatın her alanında üzerimize çöken bu korku ve baskı iklimini parçalamaya, birlikte sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.