MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM Grup Toplantısı’nda Fransa’da yaşanan gençlik eylemlerini hedef alarak yaptığı açıklamalar, Cumhur İttifakı’nın gençliğe ve gençliğin mücadelesine yaklaşımını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Gençliğe “Batı emperyalizmine kapılmayın.” diyerek öğütler verenler, emperyalizmle olan ilişkilerini sorgulamak yerine gençliğin mücadelesini hedef almaktadır. Fransa’daki eylemler üzerinden gençliğe uyarılarda bulunan Bahçeli’nin açıklamaları, Cumhur İttifakı’nın anti-emperyalizm söylemiyle, izlediği politikalar arasındaki ikiyüzlülüğü ortaya koymaktadır.
Cumhur İttifakı, bir yandan emperyalizm karşıtı söylemlere başvururken diğer yandan Türkiye’nin emperyalist merkezlerle kurduğu siyasi, ekonomik ve askeri ilişkileri sürdürmektedir. Kürecik’ten İncirlik’e uzanan askeri işbirlikleri, NATO üyeliği ve emperyalist devletlerle sürdürülen stratejik ortaklıklar ortadayken Devlet Bahçeli’nin gençliğe anti-emperyalizm dersi vermeye kalkışması ise açık bir ikiyüzlülüktür. ABD, NATO ve AB ile kurduğu siyasi, askeri ve ekonomik bağımlılık ilişkilerini sürdüren bir iktidarın ortağı olarak Bahçeli’nin “anti-emperyalizm” söylemi, büyük bir hamasetten başka bir şey değildir.
Emperyalizme karşı mücadele, kürsülerden atılan hamasi nutuklarla değil, emperyalist bağımlılık ve işbirliği ilişkileriyle hesaplaşmakla mümkündür. ABD’ye ve NATO’ya tam boy bağlı olanların anti-emperyalizm açıklamaları gençlik nezdinde hükümsüzdür.
Bizler bu geleneği, ABD’nin 6. Filosu’nu kıble bilenlerin anti-emperyalist gençliğin karşısına dikildiği Kanlı Pazar’dan,Maraş ve Çorum katliamlarından, Bahçelievler’de katledilen TİP’li gençlerden, siyasi cinayetlerden ve solcu öğrencilere yönelik saldırılardan tanıyoruz.
Türkiye’nin yakın tarihi, anti-komünizm adına örgütlenen şiddetin ve ülkücü hareketin bu süreçlerdeki rolünün açık bir biçimde bilindiği karanlık sayfalarla doludur.
Fransa’daki gençlik eylemleri üzerinden Türkiye’deki gençliğe uyarılarda bulunanlar, her şeyden önce ülkemizde gençlerin karşı karşıya bırakıldığı koşullarla yüzleşmelidir.
Bugün Türkiye’de liseli gençler, MESEM uygulamaları kapsamında çocuk yaşta çalışma hayatına dahil edilmekte, ucuz iş gücü, iş güvenliği ihlalleri ve iş cinayetlerinin merkezinde yer almaktadır. Üniversite öğrencileri barınma, beslenme ve ulaşım gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, mezuniyet sonrasında işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik kaygısıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Eğitim giderek piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirilirken gençliğin bilimsel, laik ve kamusal eğitim hakkı üzerindeki baskılar da devam etmektedir. Üniversitelerde haklarını aramak isteyen öğrencilerin karşısına ise soruşturmalar, yasaklar ve kolluk tedbirleri çıkarılmaktadır.
Gençliğin yaşadığı bu sorunları yaratan ekonomik ve siyasal düzenin sorumluluğunu tartışmak yerine gençliğin tepkisini hedef almak, mevcut sorunların üzerini örtme çabasından başka bir şey değildir.
Dünden bugüne memleket ve gelecek mücadelesinden geri durmayan gençlik, bugün de; sömürüye, baskıya, geleceksizliğe ve gericiliğe karşı ayağa kalkmasını bilmiştir. Bu ülkenin gençliği, emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı bağımsızlık mücadelesinin, baskıya ve gericiliğe karşı özgürlük mücadelesinin tarihsel mirasını taşımaktadır.
Gençliğin 19 Mart’ta ortaya koyduğu mücadele; iktidarın ve ortaklarının inşa etmeye çalıştığı istibdat düzenine teslim olunmayacağının, gençliğin geleceğine ve iradesine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğinin somut kanıtıdır. Kampüslerden sokaklara taşan bu güç, gençliğin kendisine dayatılan geleceksizliği ve baskı düzenini kabul etmediğini bir kez daha göstermiştir.
Fransa’daki eylemleri hedef göstererek gençliğin haklı öfkesini ve mücadele kararlılığını bastırabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Gençliğin eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık talepleri, sahte anti-emperyalist söylemlerle, tehditlerle ve yasaklarla ortadan kaldırılamaz. Gençliğin mücadelesini dış güçler edebiyatıyla karalamaya çalışanlar, önce bu ülkede gençliği geleceksizliğe mahkum eden düzenle yüzleşmelidir.
Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak bir kez daha yineliyoruz: Gençliği geleceksizliğe mahkum edenlere, emperyalizmle işbirliği içerisinde olup anti-emperyalizm nutukları atanlara, baskı ve gericilikle gençliğin iradesini teslim almaya çalışanlara karşı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Emperyalizme ve sömürü düzenine karşı bağımsız, laik, eşit ve sosyalist bir Türkiye mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.