<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Açıklamalar &#8211; Sosyalist Düşünce Toplulukları</title>
	<atom:link href="https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/category/aciklamalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 17:07:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/cropped-sitelog5-8-32x32.png</url>
	<title>Açıklamalar &#8211; Sosyalist Düşünce Toplulukları</title>
	<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BU KAVGA HÜRRİYET KAVGASIDIR!ÜNİVERSİTEYE HOŞGELDİN!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/bu-kavga-hurriyet-kavgasidiruniversiteye-hosgeldin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 17:07:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=206</guid>

					<description><![CDATA[Üniversite, Latince ‘uni-versitas’ sözcüğünden gelir ve Türkçe karşılığı ‘birlik, topluluk’demektir. İşte bizler, bugün bu kavramın...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Üniversite, Latince ‘uni-versitas’ sözcüğünden gelir ve Türkçe karşılığı ‘birlik, topluluk’demektir. İşte bizler, bugün bu kavramın hakkını vermek ve omuz omuza büyük bir mücadeleye girişmek için buradayız. Bu mücadele bizden çalınanları geri alma mücadelesidir. Öncelikle mücadelemize hoş geldin!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Senelerdir bizleri sadece derslerimize odaklanmamız gerektiğine inandırdılar.<br>Yaşıtlarımızla acımasız bir rekabetin içine itildik; tabiri caizse birer yarış atı gibi sınavlardan sınavlara koşturulduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasetle, memleketin ve kendi hayatımızın<br>gerçekleriyle ilgilenmememiz tembihlendi. ‘Aman ses çıkarma’, ‘İlgilenirsen başına kötü işler gelir’, &#8216;Sen sadece okulunu bitirmeye bak’ diyerek korkuyla büyütüldük.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geldiğimiz tabloda ise sessiz kalmanın bizi korumadığı, aksine elimizdeki her şeyin birer birer alındığı acı bir gerçekliğin ortasındayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP iktidarı ülkede her şeyin olduğu gibi akademinin de içini boşalttı. Ismarlama<br>kadrolarıyla üniversiteleri niteliksizleştirirken, muhalif akademisyenleri içi boş gerekçelerle okullarımızdan uzaklaştırdı. Atanmış rektörler ile birlikte üniversiteler,<br>iktidarın arka bahçesi olacak yeni bir dizayn sürecine sokuldu. Öğrenci kulüpleri hedef alındı, şenlikler yasaklandı, kampüsler özgürlüğün değil baskının merkezleri haline getirilmek istendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şehre bir üniversite mantığıyla milyonlarca öğrenciyi niteliksiz üniversitelerde niteliksiz eğitime maruz bırakırken, barınma ve yemek gibi temel haklarımızı bile karşılayamaz hale getirildik. Okurken çalışmak zorunda kaldık tersinden, mezun olduğumuzda ise bizi bekleyen tek şey devasa bir borç yükü ve büyük bir işsizlik ordusuna katılmak oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler, geleceksizlikle, yoksullukla ve baskıyla terbiye edilmeye çalışılan bir kuşağız. Ancak unuttukları bir şey var: Bizi yalnızlaştırarak, bireyciliğe hapsederek yenmeye çalışan bu düzene karşı en büyük cevabımız, ülkemizin aydınlık birikimine, geleceğimize ve memleketimize olan inancımızdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyerek sıramızı beklemeyeceğiz.<br>Amfilerde, yurtlarda, kampüslerimizde ve sokaklarda başlattığımız bu mücadele, yalnızca üniversitelerimizi değil; kendi kaderimizi, hayatlarımızı ve geleceğimizi ellerimize alma mücadelesidir. Yalnız değilsin, çaresiz değiliz! Çünkü yan yana geldiğimizde bu çürümüş düzeni sarsacak güce sahip olduğumuzu çok iyi biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bize dayatılan bu deli gömleğini yırtıp atmak için seni de Sosyalist Düşünce Topluluklarına katılmaya çağırıyoruz! Mücadeleye hoş geldin!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde Alınan Eylem Yasağı Kararı Hükümsüzdür!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/ege-universitesinde-alinan-eylem-yasagi-karari-hukumsuzdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:56:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=198</guid>

					<description><![CDATA[Ege Üniversitesinin gerici rektörü Musa Alcı, kampüste yapılacak olan eylem, yürüyüş ve basın açıklamaları için...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ege Üniversitesinin gerici rektörü Musa Alcı, kampüste yapılacak olan eylem, yürüyüş ve basın açıklamaları için rektörlükten &#8220;izin alınmasına&#8221; karar verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rektörlüğe getirildiğinden beri faşist çetelerin, ÖGB ve polis saldırılarıyla, soruşturmalarla üniversitede baskı ortamını artırmaya çalışan İlim Yayma Cemiyeti Şube Başkanı Musa Alcı, bu kararla birlikte üniversiteleri tamamen iktidarın arka bahçesine çevirmeye çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Musa Alcı cüretini AKP iktidarının baskı ve zorbalık rejiminden almaktadır. Seçme seçilme hakkı dahil olmak üzere, düşünce özgürlüğü, eylem ve gösteri hakkı gibi en temel yurttaşlık haklarına dahi göz diken AKP, yandaş rektörleri eliyle üniversiteli gençliğe gözdağı vermeyi amaçlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geleceksizliği derinleştiren, barınmayı, beslenmeyi birer krize dönüştüren, bilimsel eğitimi tasfiye eden AKP, attığı her adımda gençliğin örgütlü gücüyle karşı karşıya kalacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ege Üniversitesinde alınan &#8220;eylem yasağı&#8221; kararı hükümsüzdür. Gençlik, sokaklarda, meydanlarda kampüslerde, iş yerlerinde, hayatın her alanında sözünü söyleyecek; AKP&#8217;nin gerici ve baskıcı kuşatmasına izin vermeyecektir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYALİST DÜŞÜNCE TOPLULUKLARI</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜNİVERSİTELER NATO’NUN DEĞİL, ÖĞRENCİLERİNDİR!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/universiteler-natonun-degil-ogrencilerindir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=188</guid>

					<description><![CDATA[Ankara&#8217;da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde başkent adeta olağanüstü hâl koşullarına sokuluyor. Günlerdir yolların kapatılması, etkinliklerin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ankara&#8217;da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde başkent adeta olağanüstü hâl koşullarına sokuluyor. Günlerdir yolların kapatılması, etkinliklerin iptal edilmesi, sınavların ertelenmesi ve kamusal yaşamın NATO&#8217;nun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi yetmezmiş gibi şimdi de üniversiteler ve öğrenciler hedef alınmakta.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde, hatta KYK yurtlarında alınan kararların ardından, son olarak dün ODTÜ yönetimi de 6-12 Temmuz tarihleri arasında kampüs işletmelerinin kapalı olacağını, kampüse giriş-çıkışların sınırlandırılacağını ve yurt hizmetlerinin tamamen durdurulacağını duyurdu. Yemekhaneler, kantinler, temizlik ve diğer destek hizmetleri de bu tarihler arasında verilmeyecek. Yurtlarda kalan öğrencilere ise 4 Temmuz&#8217;a kadar odalarını boşaltmaları bildirildi. Yani binlerce öğrenciye, yaz okulu, stajı, laboratuvar çalışması, işi ya da Ankara&#8217;da sürdürdüğü yaşamı ne olursa olsun, &#8220;NATO geliyor, kampüsü ve yurtları terk et!&#8221; deniliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üniversitelerin en temel görevi öğrencilerinin eğitim ve barınma hakkını güvence altına almasıyken, kayyum rektörlükler bu hakları ilk gözden çıkarılan kalem hâline getiriyor. Öğrencilerin yaşam alanı olan yurtlar bir gecede NATO personelinin ve güvenlik planlarının ihtiyaçlarına göre boşaltılabiliyor. Demek ki mesele imkânsızlık değil, siyasi tercihtir. İstenildiğinde kampüsler günler içerisinde yeniden düzenlenebiliyor; ancak söz konusu öğrencilerin yıllardır dile getirdiği barınma, yemekhane, ulaşım ya da eğitim sorunları olduğunda aynı irade ortada görünmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik geçtiğimiz günlerde yurtlara asılan duyurularda, NATO zirvesi süresince çeşitli güvenlik tedbirleri uygulanacağı belirtilirken, yurtların hizmet vermeye devam edeceği ve yaz dönemi nöbetçi yurtlarında konaklamanın süreceği ifade ediliyordu. Ancak zirveye yalnızca birkaç gün kala bu açıklamadan geri dönülerek öğrencilerden yurtları boşaltmaları istendi. Kendilerine herhangi bir alternatif barınma imkânı da sunulmayan öğrenciler, adeta &#8220;Ne hâliniz varsa görün.&#8221; denilerek mağdur edildi. Öğrencinin barınma hakkı, NATO&#8217;nun ihtiyaçları karşısında bir kez daha gözden çıkarıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha da çarpıcı olan ise NATO için yalnızca üniversite yurtlarının değil, şehirdeki KYK yurtlarının da boşaltılmasıdır. Öğrencilere dolaplarını tamamen boşaltmaları, kilitlerini açmaları, aksi hâlde kilitlerin idare tarafından kırılacağı yönünde mesajlar gönderiliyor. Öğrencilerin kişisel eşyaları dahi güvence altına alınmazken, yurtlar zirvede görev alacak personelin kullanımına hazırlanıyor. Bir kez daha görüyoruz ki bu düzende öğrencinin barınma hakkı, emperyalist bir askerî ittifakın konforundan daha değersiz görülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Ankara&#8217;da yaşananlar basit güvenlik tedbirleri değildir. Bir kentin yaşamının emperyalist askerî ittifakın ihtiyaçları uğruna askıya alınmasıdır. NATO gelmeden önce çözülemeyen trafik de çözülebiliyor, yollar da yenilenebiliyor, kurumlar da birkaç gün içinde organize edilebiliyor. Fakat yıllardır öğrencilerin barınma krizine, emekçilerin geçim sıkıntısına, halkın ulaşım sorunlarına sıra bir türlü gelmiyor. Halk söz konusu olduğunda üç maymun oynanırken; NATO söz konusu olduğunda ise bütün devlet seferber oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler yurdu yalnızca dört duvar olarak görmüyoruz. Yurt; öğrencinin evidir, yaşam alanıdır, çalıştığı, dinlendiği, hayatını kurduğu sosyalleştiği yerdir. Hiçbir sözde “uluslararası zirve, askerî ittifak” öğrencilerin yaşam alanı üzerinde bu şekilde tasarrufta bulunamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye yıllardır ekonomik kriz, barınma krizi ve derinleşen yoksullukla mücadele ediyor. Binlerce öğrenci yurt bulamıyor, niteliksiz koşullarda yaşamak zorunda bırakılıyor veya yüksek kiralar nedeniyle eğitimlerini sürdürememektedir. Aynı iktidar ve aynı yöneticiler, NATO&#8217;nun ihtiyaçları söz konusu olduğunda ise yurtları birkaç gün içerisinde boşaltabilecek bir organizasyonu rahatlıkla gerçekleştirebiliyor. Bu tablo, hangi önceliklerin esas alındığını açıkça göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz öğrenciler, yaşam alanlarımızın emperyalist savaş politikalarının lojistik ihtiyacına dönüştürülmesine sessiz kalmayacağız. Üniversiteler öğrencilerindir; yurtlar öğrencilerindir. Eğitim hakkımızın, barınma hakkımızın ve yaşam alanlarımızın NATO&#8217;nun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine karşı mücadelemizi büyüteceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NATO YURDUMUZDAN DEFOL!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖRÜŞ &#124; İstanbul Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve ODTÜ&#8217;den arkadaşlarımızla memlekete, gençliğe, üniversitelere ve Sosyalist Düşünce Topluluklarına dair konuştuk.</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/gorus-istanbul-teknik-universitesi-ege-universitesi-ve-odtuden-arkadaslarimizla-memlekete-genclige-universitelere-ve-sosyalist-dusunce-topluluklarina-dair-konustuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 16:10:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=154</guid>

					<description><![CDATA[Öncelikle merhaba, bölgemiz ve ülkemizdeki siyasal gelişmeler çok yoğun. AKP-MHP-DEM Parti arasındaki süreç, CHP&#8217;ye yönelik...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Öncelikle merhaba, bölgemiz ve ülkemizdeki siyasal gelişmeler çok yoğun. AKP-MHP-DEM Parti arasındaki süreç, CHP&#8217;ye yönelik iktidar hamleleri, enflasyon karşısında eriyen asgari ücret, işçi sınıfının artan mücadele pratikleri, okullarda gerçekleştirilen saldırılar&#8230; Hepsine tek tek değinmek elbette mümkün değil ama, sizce nasıl bir dönemden geçiyoruz?</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&#8220;</em></strong><em>Egemen sınıf ve onun siyasi temsilcileri, ülkemizi emperyalist planların bir taşeronu haline getirerek ve onlardan siyasal onay devşirerek iktidarlarını ayakta tutma telaşındadır.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Melis Ö: </strong>Bugün Türkiye’de arka arkaya yaşanan ve ilk bakışta birbirinden bağımsız, parçalı kriz başlıkları gibi görünen tüm siyasi ve ekonomik gelişmeler, aslında bir bütünün; sermaye düzeninin yaşadığı tıkanıklığın ülkemizdeki kaçınılmaz izdüşümleridir. Sermaye düzeni bugün dünya genelinde yapısal bir tıkanıklıkla karşı karşıyadır. Artık geçmiş on yılların demokrasi, insan hakları veya uluslararası hukuk gibi kılıflarına ihtiyaç duyulmamaktadır; sistem, varlığını sürdürebilmek için açık ve haydutça bir barbarlık sergilemekten çekinmemektedir. Küresel hegemonya krizi, gücünü ancak zorbalıkla tahkim edebilen bir emperyalist saldırganlığa dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalist merkezler, bölgeleri yeniden dizayn etmeye girişirken; Filistin&#8217;de yürütülen soykırım politikalarından, Suriye ve İran’ı çevreleme ve kuşatma stratejilerinden, Latin Amerika başta olmak üzere dünyanın çevre ülkelerini sefalete sürüklemekten geri durmamaktadır. Tüm bu müdahaleler, emperyalizmin azami kar arayışının ve jeopolitik üstünlük savaşının birer sonucudur ve sistem, krizinin maliyetini kanla, işgalle çevre ülkelere ödetmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’deki siyasal tablonun ve AKP iktidarının yönelimlerinin de bu emperyalist sistemden, ABD ve NATO stratejilerinden bağımsız okunması mümkün değildir. İktidar, içeride devletin tüm baskı aygıtlarını elinde tutmasına ve toplumu korkuyla teslim almaya çalışmasına rağmen, halkın çoğunluğunu hala kendi hegemonyasına ikna edememiştir. Bu durumun yarattığı derin meşruiyet açığı ve kriz, dışarıda emperyalizme tam entegrasyon sağlanarak kapatılmaya çalışılmaktadır. Egemen sınıf ve onun siyasi temsilcileri, ülkemizi emperyalist planların bir taşeronu haline getirerek ve onlardan siyasal onay devşirerek iktidarlarını ayakta tutma telaşındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizmle kurulan bu uyumlu ilişkinin sürdürülebilmesi için, içeride dikensiz bir gül bahçesi yaratılması, yani iç siyasetin tamamen sermayenin ihtiyaçlarına göre dizayn edilmesi şarttır. Son dönemde gündeme getirilen yeni anayasa tartışmaları ve ‘çözüm’ masaları, sanıldığının aksine toplumsal bir uzlaşı veya demokratikleşme arayışı değildir; bu adımlar, iktidarın iç sıkışmışlığını aşma ve kendi egemenlik bloğunu anayasal güvence altına alarak tahkim etme hamlesidir. Öte yandan, geçen sene muhalefetin cumhurbaşkanı adayının tutuklanması, seçme-seçilme hakkının pervasızca gasp edilmesi ile zirveye ulaşan siyasi zorbalık, bu dizaynın en net göstergesidir. 21 Mayıs’ta CHP’ye yönelik çıkan mutlak butlan kararı ile birlikte AKP iktidarı yargı sürecini bakanlığa Akın Gürlek gibi bir ismi getirerek yeni bir evreye taşımak istemektedir. İktidarın rıza üretemediği noktada yargı ve kolluk gücüne ne denli sarıldığı, siyasetin sınırlarının sopayla çizilmeye çalışıldığı CHP Genel Merkezine yapılan müdahale ile birlikte apaçık ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu siyasal tahkimatın ve baskı ortamının yapısal zeminini ise doğrudan işçi sınıfını, emekçileri ve gençliği hedef alan Mehmet Şimşek politikaları ile derinleşen ekonomik kriz oluşturmaktadır. Sermaye düzeni; enflasyon sarmalının ve krizin faturasını kemer sıkma programlarıyla, enflasyon karşısında pul olan asgari ücretle ve adaletsiz dolaylı vergi yükleriyle tamamen emekçilerin sırtına yıkmakta ve açık bir servet transferi gerçekleştirmektedir. Bu ağır ekonomik şiddet en çok da gençliği vurmaktadır; eğitim sistemi hızla gericileştirilip piyasalaştırılırken, milyonlarca genç geleceksizliğe mahkum edilmektedir. Güvencesiz çalışma koşulları, barınma krizi ve umutsuzluk sarmalı içine itilen gençlik, sermaye düzeninin ucuz işgücü deposu olarak görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak içinden geçtiğimiz bu tablo; egemenlerin emperyalist entegrasyon, rıza dışı zor mekanizmaları ve Şimşek programının yarattığı ağır ekonomik şiddet eşliğinde hayata geçirdikleri bir sistem savunmasıdır. Temel amaç, kitleleri sefaletle, güvencesizlikle, gericilikle ve siyasi irade gaspıyla teslim alarak krizin tüm maliyetini tabana yaymak ve çürüyen sermaye düzeninin ömrünü bir nebze daha uzatmaktan ibarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bilgi Üniversitesi&#8217;nin kapatılma kararı sonrasında üniversite öğrencileri bu kararı tanımadı ve üniversiteler bizimdir diyerek eylem başlattı. Dün gece de kararın geri çekildiği duyuruldu. Sizler de başından itibaren bu sürecin içerisinde yer aldınız. Bilgi Üniversitesinde yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz</strong>?</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">“Geleceksizliğin, güvencesizliğin ve akademik tasfiyelerin olağanlaştırıldığı bu düzene karşı, vakıf üniversiteleri sisteminin yapısal çelişkilerini teşhir etmeye devam etmek ve eğitim hakkının tamamen kamusal, parasız ve eşit bir zeminde yeniden inşa edilmesi için bu mücadeleyi büyütmek tarihsel bir sorumluluktur.“</p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Melis Ö: </strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşadığımız süreç, sermaye düzeninin yapısal krizinin ve bu düzenin idari gereksinimlerinden doğan başkanlık sisteminin ülkeyi sürüklediği bataklığın en somut &nbsp;örneklerinden biridir. Bir yükseköğretim kurumunun tek bir idari kararla kapatılıp ardından yükselen tepkiler üzerine üç gün sonra yeniden açılması, iktidarın ve sermaye gruplarının pervasızlığını açıkça göstermektedir. Binlerce öğrencinin, akademisyenin ve üniversite emekçisinin geleceğinin bu denli öngörülemez bir keyfiyete teslim edilmesi eğitim hakkının temel bir kamusal güvence olmaktan çıkarılıp piyasa aktörlerinin inisiyatifine bırakılmasının yapısal bir sonucudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temelinde vakıf üniversiteleri modeline, eğitimi metalaştıran, bilgiyi piyasa koşullarına endeksleyen ve akademiyi ticarileştiren yapıları nedeniyle ideolojik olarak karşıyız. Yaşanan bu son kriz, vakıf üniversitelerinin iddia edildiği gibi kamusal birer alternatif değil, sermaye birikim süreçlerinin ve siyasi iktidar ile egemen sınıflar arasındaki rant çatışmalarının doğrudan birer nesnesi olduğunu kanıtlamıştır. Binlerce insanın akademik ve profesyonel yaşamının tek bir hamleyle riske atılabilmesi, eğitim hakkının piyasa dinamiklerine ve iktidar ilişkilerine feda edilmesinin kaçınılmaz bir sonucudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğrencilerin ve akademisyenlerin ortaklaşa ördüğü, üç gün boyunca kampüsün içerisinde ve dışarısında kesintisiz sürdürülen direniş ve bunun etrafında kenetlenen toplumsal kamuoyu, siyasi iktidarın ideolojik hegemonyasının göründüğü kadar sarsılmaz olmadığını göstermiştir. Kararlı ve örgütlü bir kitlesel duruş sergilenirse, egemenlerin geri adım atmak zorunda kalacağı bu pratik deneyimle bir kez daha tescillenmiştir. Ancak elde edilen bu kazanım, mücadelenin nihayete erdiği anlamına gelmemektedir; aksine daha yapısal bir dönüşümün başlangıcı olarak okunmalıdır. Üniversiteler, sermaye sınıfının ekonomik çıkarlarına ya da iktidar mekanizmalarının iki dudağı arasına sıkıştırılamayacak kadar hayati, bilimsel ve aydınlık merkezler olmak zorundadır. Geleceksizliğin, güvencesizliğin ve akademik tasfiyelerin olağanlaştırıldığı bu düzene karşı, vakıf üniversiteleri sisteminin yapısal çelişkilerini teşhir etmeye devam etmek ve eğitim hakkının tamamen kamusal, parasız ve eşit bir zeminde yeniden inşa edilmesi için bu mücadeleyi büyütmek tarihsel bir sorumluluktur.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>19 Mart sonrasında gençliğin iktidar karşısındaki tepkilerinin açığa çıktığı bir dönem yaşandı. Bu devam ediyor mu ya da gençlik alanına dair tartışmalara nasıl bakmak gerekiyor?</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Gençliğin penceresinden bakınca, tüm bu tabloda AKP, “Z kuşağı” olarak tanımladığı gençliği kapsayamıyor. Bize bir hayat sunamıyor ve sunamayacak. Ne AKP ne de bu sermaye düzeninin bize bir vaadi var. Biz bunları biliyoruz. Çözümün düzen partilerinde olmadığını, çünkü esas sorunun sermaye düzeninin kendisi olduğunu biliyoruz.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hasan C: </strong>Ülkemizi 19 Mart’a sürükleyen bir süreç vardı. Türkiye’de bunu 6. Filo eylemlerinde, 15-16 Haziran büyük işçi direnişinde, son olarak Haziran eylemlerinde ve sonrasında İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinde gördük. Toplumun buradan aldığı ve bugüne taşıdığı bir miras vardı. Mart eylemlilikleri toplumun tüm kesimlerinin AKP’ye karşı ülke çapında ikinci kez sokağa çıktığı eylemlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baktığımız zaman AKP iktidara geldiği günden bugüne özelleştirmelerin, hak gasplarının hat safhaya çıktığı, alım gücünün düştüğü bir tablo var. Gençlik açısından bakacak olursak geleceksizlik, işsizlik, borç, üniversitelerin adım adım AKP ve onun aparatı faşist çetelerin eline geçirildiği, akademinin içinin boşaltıldığı, bilimin üretilmediği, aksine daha da yozlaştırıldığı bir ortam söz konusu. Bu durum gençlik içerisinde AKP’ye ve sermaye düzenine karşı öfkeyi büyütüyor ve gençliğe örgütlenmekten başka bir çarenin olmadığını anlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mart eylemliliklerinden sonra sosyalist sol üniversitelerde yıllar önce kaybettiği mevzileri tekrar kazanmak için verdiği mücadeleyi yükseltti. AKP-MHP iktidarı buna kampüslerimize eli palalı faşist çeteleri, çevik kuvveti sokarak, ÖGB’siyle karşılık verdi. Arkadaşlarımızı gözaltına almaya, tutuklamaya devam etti. İktidar, gençlik örgütlü bir şekilde bilinçlenince üniversitelerde istediği gibi at oynatamayacağının; kampsüler üzerinden sermayesine rant, tarikatına mürit bulamayacağının; akrabalarını, eski milletvekillerini, diplomatlarını, iş birliği yaptığı cemaatlerin önde gelen isimlerini üniversitelerimize kayyum rektör olarak atayamayacağının bilincinde. Bu bilinç, sermaye düzenine, gençlikte ve halkta oluşan tepkileri öyle veya böyle bastırmayı, yok etmeyi, toplumu sindirmesi gerektiğini söylüyor. Ama Türkiye toplumunun, üniversiteli gençliğin sinmeyeceğini her seferinde görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ege Üniversitesinde Eylül ayında dönem başı yapılan oryantasyon haftasında arkadaşlarımızın açtığı standa polis ve faşist çeteler saldırdı. Okulda eylemden sonra bir palalı saldırı daha gerçekleşti. Bunu takip eden günlerde Dokuz Eylül Üniversitesinden arkadaşlarımıza yönelik ev baskınları yapıldı. Daha sonra Hacettepe’de faşistler yine saldırdı. Aynı faşistler ODTÜ’de bayrağı kullanarak devrimcilere karşı bir provokasyon gerçekleştirdiler. Gençlik, AKP’nin tüm bu saldırılarına, baskılarına, sindirme politikalarına örgütlü mücadelesiyle yanıt verdi. Yanıt vermeye de devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler yurtlarda zehirleniyoruz. İş yerlerinde, cemaat yurtlarında, sokaklarda ölüyor ve öldürülüyoruz. Üniversiteler işsizliği erteleme ve AKP’nin eski milletvekillerinin emekliliklerini geçirecekleri bir arka bahçe olarak görülüyor. Alım gücünün düşmesi, geleceğimizin çalınması, yaşam kalitemizin sıfırın altında olması, öte yandan özgürlüğümüzün kısıtlanması, hayatımızın cemaatlere ve patronlara bizzat AKP eliyle peşkeş çekilmesi, gençliğin AKP iktidarı ile arasındaki makası daha da açıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gençliğin penceresinden bakınca, tüm bu tabloda AKP, “Z kuşağı” olarak tanımladığı gençliği kapsayamıyor. Bize bir hayat sunamıyor ve sunamayacak. Ne AKP ne de bu sermaye düzeninin bize bir vaadi var. Biz bunları biliyoruz. Çözümün düzen partilerinde olmadığını, çünkü esas sorunun sermaye düzeninin kendisi olduğunu biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP, gençlikle uyuşamadıkça biraz önce saydığımız gibi yurtlarda zehirleyerek, kampüslerde çeteleriyle üzerimize saldırarak, bizleri evsiz ve yurtsuz bırakıp cemaatlerin eline iterek, özetle yaşam alanımızın her yerinde, her noktasında bizi sindirmeye, sömürü düzenine entegre etmeye, bu düzeni kabullendirmeye, kendisine boyun eğdirmeye çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam olarak bu noktada mücadelemiz somutlanıyor. AKP’nin, sermaye düzeninin tüm bu politikalarına karşı sosyalist, örgütlü bir gençliğin şekillenmesi gerekiyor. Yaşam alanımızın her noktasında artan bu karanlık, bu köhne düzeni yıkmak için sosyalist bir kuşağın yetişmesi elzemdir. Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak bir amacımız var: Sosyalist Türkiye’yi kurmak. AKP’nin yarattığı bu karanlık iklimden çıkmak için tek bir yol var. O da örgütlü mücadele.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ODTÜ&#8217;de gerçekleşen provokasyonun nedenleri sizce nedir? Bu provokasyonun ODTÜ ile sınırlı olduğunu düşünüyor musunuz?</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Bunun için bir yandan üniversitelerde korku ve gerilim siyaseti üretilirken, diğer yandan gençlik yapay kutuplaşmalar içerisine hapsedilmek istenmektedir. Özellikle &#8220;seküler milliyetçilik&#8221; tanımlaması üzerinden şekillendirilen bir gençlik yaratılarak; öğrencilerin ekonomik kriz, barınma sorunu, akademik özgürlüklerin tasfiyesi, geleceksizlik ve emek sömürüsü gibi gerçek sorunlardan uzaklaştırılması hedeflenmektedir. &#8220;</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dilge G: </strong>Biz Sosyalist Düşünce Toplulukları olarak ODTÜ Bahar Şenliklerinde yaşanan bu olayın bayrak düşmanlığı olarak yorumlanmasının yanlış olduğunu düşünüyoruz. Burada olayın arka planında bayrağın arkasına saklanarak onu bilinçli bir provokasyonun aracı hâline getiren organize grupların olduğu açıktır. Olay sonrasında medyaya yansıyan ya da özellikle “yansıtılan” görüntüler tek taraflı bir algı yaratmakta, olayın bağlamı ve sonradan ortaya çıkan görüntüler ise bilinçli biçimde görmezden gelinmektedir. Kamuoyuna servis edilen tablo, öğrencilerin “bayrağa saygısızlık yaptığı” yönünde çarpıtılmış bir anlatıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşananların yalnızca “bayrak hassasiyeti” üzerinden açıklanmaya çalışılması açıkça gerçekleri gizlemektedir. Çünkü alanda ortaya çıkan tablo, sıradan bir tepkinin değil organize bir provokasyon girişiminin göstergesidir. Konser sırasında bir grup provokasyon amaçlı toplanan grup tarafından gerçekleştirilen yuhalamalar, ıslıklamalar, bozkurt işaretleri ve öğrencilere dönük şekilde atılan “ODTÜ teröre mezar olacak” sloganları bunun en açık örnekleridir. Burada hedef alınan yalnızca bir konser ya da birkaç öğrenci değil; ODTÜ’nün yıllardır taşıdığı ilerici, özgürlükçü ve dayanışmacı üniversite kültürüdür. Kendilerini bayrak üzerinden meşrulaştırmaya çalışan faşist gruplar, üniversitelerde yükselen muhalif birikimi bastırmak ve gençliği kutuplaştırmak amacıyla bilinçli bir gerilim siyaseti üretmektedir. Sonrasında ise olayların bağlamı gizlenerek kamuoyuna yalnızca “bayrağa saldırı” görüntüleri servis edilmekte, böylece organize provokasyon görünmez hâle getirilmeye çalışılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gezi Direnişi’nde milyonlarca insanın ortak talepler etrafında yan yana gelmesi, ODTÜ Ayakta sürecinde öğrencilerin üniversitelerine ve demokratik haklarına sahip çıkması, son olarak 19 Mart sürecinde gençliğin baskılara, hukuksuzluğa ve geleceksizliğe karşı birlikte ses yükseltmesi; Türkiye’de gençliğin örgütlü ve dayanışmacı bir mücadele hattı kurabildiğinde nasıl güçlü bir toplumsal dinamik yarattığını bizlere göstermiştir. Özellikle de ODTÜ Ayakta sürecinde öğrenciler yalnızca kendi kampüslerini değil; bilimsel, özgür ve demokratik üniversite anlayışını savunmuş, üniversitelerin sermaye ve siyasi baskı mekanizmalarına teslim edilmesine karşı ortak bir irade ortaya koymuştur. 19 Mart sürecinde ise gençlik, artan baskılara, gözaltılara, kayyum politikalarına ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılara karşı geniş bir dayanışma zemini oluşturmuş; farklı görüşlerden öğrenciler ortak bir gelecek talebi etrafında buluşabilmiştir. Tam da bu nedenle iktidar ve onun üniversitelerdeki uzantıları gençliğin ortak mücadele deneyimlerinden rahatsız olmakta, gençliği dayanışma ve mücadele zemininden koparmaya çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun için bir yandan üniversitelerde korku ve gerilim siyaseti üretilirken, diğer yandan gençlik yapay kutuplaşmalar içerisine hapsedilmek istenmektedir. Özellikle &#8220;seküler milliyetçilik&#8221; tanımlaması üzerinden şekillendirilen bir gençlik yaratılarak; öğrencilerin ekonomik kriz, barınma sorunu, akademik özgürlüklerin tasfiyesi, geleceksizlik ve emek sömürüsü gibi gerçek sorunlardan uzaklaştırılması hedeflenmektedir. Biz biliyoruz ki üniversitelere, gençliğe yapılan bu saldırı ve provokasyonlar ilk değildir. Bugün ODTÜ’ye, özellikle diğer üniversitelere nispeten daha çok kültürünü koruyabilmiş bu üniversiteye de yapılan tam olarak budur. Oysa gençliğin tarihsel birikimi göstermektedir ki üniversiteler ancak dayanışmanın, özgürlüğün ve eşitlik mücadelesinin yükseldiği ölçüde gerçek anlamda demokratik alanlar hâline gelebilir. Bu nedenle gençlik; emperyalizme, sermaye düzenine, gericiliğe ve faşist örgütlenmelere karşı ortak mücadeleyi büyütmeli, üniversitelerdeki ilerici birikimi savunmaya devam etmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7-8 Temmuz tarihlerinde NATO zirvesi Türkiye&#8217;de toplanmayı hedefliyor. Emperyalist saldırganlığın karşısında halkın tepkisini de yükseldiği bir dönemden geçti Türkiye. NATO zirvesine dair ne söylemek istersiniz, gençlik nasıl bir tutum almalı?</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Mesele her seferinde aynı noktaya geliyor. Örgütlenmek. Savaş ve terör örgütü NATO’yu ülkemizden def etmek için örgütlenmekten başka hiçbir çaremiz yok. AKP’nin gençlik üzerinde yarattığı karanlıktan da ülkemizin emperyalist saldırganlıktan kurtulmak da tam olarak örgütlü mücadeleden geçiyor. Mirasımız sağlam, derin&#8230; 68 kuşağından aldığımız birikimle NATO’nun da ülkemizi karanlığa gömenlerin de saltanatına son vereceğimize inanıyoruz ve bunu biliyoruz.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hasan C: </strong>Öncelikle, bugün düzen partilerinin tamamı NATO’cudur. AKP, CHP, DEM, MHP, diğer partiler&#8230; bunların hiçbirinin NATO ile bir derdi yok. Öncelikle NATO ile derdi olmayanın memleketin gidişatına dair de derdi olmadığını belirtmemiz gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye düzeni, emperyalizmi kutsayarak NATO’nun ülkemizin güvenliğini sağladığı algısını yaratıyor. Fakat tablo ortada. Bir savaş ve terör örgütü olan NATO, ayak bastığı her toprakta kan döktü. Filistin’de soykırıma varan katliamlar, İran’da yaşananlar, Afganistan, Yugoslavya, Vietnam, Japonya&#8230; NATO, girdiği her yere savaş terörünü götürerek dünya halkarı için, dünya ülkeleri için ekstra tehlike oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO Sovyetler Birliği’ne karşı kurulmuş bir örgüttü. Dolayısıyla teknik olarak bugün kendisini lağvetmesi gerekir&#8230; Ama tabii ki sadece Sovyetler Birliği’ne karşı kurulmamıştı. ABD, esir aldığı Nazi subaylarını NATO bünyesine almadı mı? Bu subaylarla ülkemizde “Komünizmle Mücadele Dernekleri”, JİTEM, Kontrgerilla yapılanmalar oluşturmadı mı? Bu hareketler ülkemizdeki tüm Alevi katliamlarında, aydın katliamlarında, devrimcilerin katliamında, mahalle katliamlarında imzalarını göstermediler mi? Tüm bunlar NATO’nun dünyadaki ‘Sovyet tehlikesi’ne karşı değil, doğrudan dünya halklarının, dünya emekçilerinin üzerinde Amerikan emperyalizminin hegemonyasını kurmak, onların ürettiklerini gasp etmek adına kurulduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO, dünyaya pazarladığı Amerikan rüyası ile &#8221; demokrasisini&#8221; dikte etmeye, bu yolla sömürüsünü güya meşru bir zemine oturtmak istiyor. Bugün dünyada oluşan tabloya bir bakalım. Filistin yıllardır emperyalist ve siyonist işgalin altında. Sivil katliamları ortada. Suriye’de, Afganistan’da NATO’nun besleyip büyüttüğü İslamcı terör örgütleri iktidarlarını kurdular. İran’da kız çocuklarının okuduğu okulun bombalanmasıyla, Filistin’de çocukların, kadınların, sivil halkın kurşuna dizilmesiyle, Suriye’de cihatçı çetelerin yaptığı katliamlarla NATO’nun gerçek yüzünü, gerçek amacını görmek mümkün. Özetle NATO, gittiği yerlere ne demokrasi ne özgürlük ne barış götürmüştür. Sadece terör ve zulüm. Dolayısıyla NATO bir savunma paktı değil, bariz bir terör örgütüdür. Bugün ülkemizin NATO’da bulunması bizim açımızdan bir güvenlik değil, aksine büyük bir tehlikedir. Dolayısıyla bizim NATO ile, emperyalizm ile bir derdimiz olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlatmaya çalıştığımız şey tam olarak budur. Emperyalizmi karşısına alan, NATO’nun emekçiler, gençler ve kadınlar açısından bir koruma kalkanı olmadığını anlatmak. Tabanımız boş değil. Bizler antiemperyalist mücadeleyi geçmişten devraldıklarımızla bugün devam ediyoruz. Denizler, Mahirler, Harun Karadenizler&#8230; Onlar 68’de 6. Filo’yu ülkemizden nasıl defettiyse bizim de bugün NATO’yu ülkemizden defetmemiz gerekiyor. Gençlik, NATO’yu, emperyalizmi karşısına alarak bir mücadele hattı oluşturmak zorunda. Emperyalist-kapitalist sistem postmodernizmiyle, faşizmiyle, liberal akımlarıyla sosyalist mücadeleyi baltalamak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Gençlik tam olarak bu düzene karşı antiemperyalist ve antikapitalist mücadeleyi yükseltmek zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önümüzdeki Temmuz ayında ülkemizde NATO zirvesi var. Biraz önce saydıklarımız zaten bu zirveye başlı başına karşı olmamız gerektiğini gösteriyor. Gençliğin bu zirveye örgütlü bir şekilde hazırlaması, ülkemize yapılan bu aleni emperyalist saldırıyı göğüsleyebilmesi gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz yıl 19 Mart’la başlayan bir süreç vardı. Biraz önce onu da açtık. Bu süreç gençliğe bu düzenle bir kavgası olduğunu göstermişti. Buradan da yeni bir düzenin arayışı yükselmeye başladı. Bugün ODTÜ’de, Ege’de, DEÜ’de, Ankara ve Hacettepe’de yaşanan saldırıları Temmuzdaki NATO zirvesinden bağımsız düşünemeyiz. Gençlik bu zirveye karşı nasıl hazırlanıyorsa zamanın gladyosu, kontrgerillası olan çeteler de gençliğe saldırmak için hazırlanıyorlar. ODTÜ’deki bayrak provokasyonu, Ege’deki palalı saldırılar&#8230; üniversitelerdeki faşist gündemlerin hepsi NATO&#8217;cular tarafından gerçekleştiriliyor. Gençlik, bu zirveyi yaptırmamak için elinden gelen her şeyi sonuna kadar yapacaktır. Ülkesini emperyalizmin sömürgesinden kurtarmak ve tam bağımsız Türkiye’yi kurmak için, sosyalist Türkiye mücadelesini yükseltmeye de devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesele her seferinde aynı noktaya geliyor. Örgütlenmek. Savaş ve terör örgütü NATO’yu ülkemizden def etmek için örgütlenmekten başka hiçbir çaremiz yok. AKP’nin gençlik üzerinde yarattığı karanlıktan da ülkemizin emperyalist saldırganlıktan kurtulmak da tam olarak örgütlü mücadeleden geçiyor. Mirasımız sağlam, derin&#8230; 68 kuşağından aldığımız birikimle NATO’nun da ülkemizi karanlığa gömenlerin de saltanatına son vereceğimize inanıyoruz ve bunu biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Biraz da Sosyalist Düşünce Toplulukları üzerine konuşalım. SDT çok uzun süredir gençlikle gerçekleştirdiği seminer, panel, söyleşilerle biliniyor. SDT nedir ve hangi ihtiyaç SDT&#8217;yi var etti?</strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&#8220;</em></strong><em>SDT, üniversitelerde sadece entelektüel bir duruş sergilemekle kalmaz; aynı zamanda siyasal olarak bu düzenle uzlaşmaya zorlanan gençliğe, öfkesini örgütlü bir güce dönüştürmenin somut zeminini sunar.&#8221;</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Melis Ö: </strong>Sosyalist Düşünce Toplulukları, “Anlatılmayanı anlatıyoruz.” şiarıyla yola çıkan; akademideki gerici ve piyasacı dönüşümün karşısında sosyalizmin, aydınlanmanın ve bilimselliğin sesini yükselten bir iradenin adıdır. Bugün ülkemizde, egemenlerin dindar ve kindar nesil yaratmak adına ilkokullardan üniversite kürsülerine kadar uzanan, planlı ve gerici bir toplumsal dönüştürme hamlesiyle karşı karşıyayız. Gençliğin geleceksizliğe ve biate zorlandığı bu karanlık tabloda SDT, gençliğin düzene karşı biriken haklı öfkesini sistem içinde eritip soğurmaya çalışan sahte alternatiflerin karşısında durmaktadır. Sömürünün ve eşitsizliğin derinleştiği bu kesitte, halkın acil talepleri ile sosyalizm ihtiyacının yakıcı bir gerçeklik olarak önümüzde durduğunu görüyor; bu fikriyatın üniversiteli gençlik içinde yeniden çoğalması gerektiğine inanıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu inançla yola çıkan Sosyalist Düşünce Topluluklarının en temel amacı, gençliği bencil, rekabetçi ve apolitik birer nesneye indirgemek isteyen bu düzene karşı dayanışmayı, kolektif yaşamı ve sınıf bilincini rehber edinen yeni bir sosyalist kuşağın oluşturulmasıdır. Bizler, üniversitelerin piyasaya kul, sermayeye köle edilen ve tarikatlara alan açan yapısına son verilmesi için mücadele ediyoruz. Akademinin yeniden bilimin, özgür düşüncenin ve aydınlanmanın merkezi haline gelmesi, bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü biliyoruz ki, bilimin ve aydınlanmanın terk edildiği her alan, gençliği teslim almaya çalışan çürümüş ideolojilerin işgaline uğramaktadır. Tam da bu nedenle, gençliği boğmaya çalışan faşizan eğilimlere, &#8220;özgürlükçülük&#8221; makyajıyla pazarlanan liberalizme ve her türlü gerici zihniyete karşı kampüslerde sosyalizmin ve aydınlanmanın sesini yükseltiyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak tüm bu ideolojik ve politik hedeflerin hayata geçebilmesi, gençliğin düzene karşı biriktirdiği öfkenin örgütlü bir güce dönüşmesine bağlıdır. Birbirinden kopuk, anlık ve örgütsüz tepkiler sermaye düzeni karşısında kalıcı bir sonuç yaratamaz. Gençliğin sisteme yönelen itirazlarının heba olmaması ve mücadelenin başarıya ulaşması, ancak bu öfkenin ortak ve örgütlü bir irade etrafında birleşmesiyle mümkündür. İşte SDT, üniversitelerde sadece entelektüel bir duruş sergilemekle kalmaz; aynı zamanda siyasal olarak bu düzenle uzlaşmaya zorlanan gençliğe, öfkesini örgütlü bir güce dönüştürmenin somut zeminini sunar. Sosyalist Düşünce Toplulukları, gençliği, bireysel kurtuluş yalanlarını bir kenara atmaya ve kampüslerden başlayarak memleketin geleceğini örgütlü bir iradeyle kendi ellerine almaya çağırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Üçünüze de değerli görüşleriniz için teşekkür ediyoruz. Son sözü sana verelim Dilge. Eklemek istediğin bir şey var mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dilge G: </strong>Biz gençlik olarak bugünkü karanlığı ancak birlikte yıkabiliriz. Emperyalizmin tüm dünya topraklarına verdiği yıkım, halklara verdiği geleceksizlik tüm gücüyle etrafımızı sarmışken bir olmalıyız. Günümüz her ne kadar umutsuz ve düzelmez görünse de somut örneklerimizden biliyoruz ki bizi birlik, dayanışma ve örgütlülük kurtaracak. İşte bu yüzden her zaman dediğimiz gibi, tüm sıra arkadaşlarımızı Sosyalist Düşünce Topluluklarına, dayanışmaya ve mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAZANDIK! ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/kazandik-universiteler-bizimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 08:35:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=182</guid>

					<description><![CDATA[Bir gecede kapatılma kararı çıkan Bilgi Üniversitesi&#8217;nde günlerdir sürdürdüğümüz kararlı direniş sonuç verdi! Resmi Gazete&#8217;de...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bir gecede kapatılma kararı çıkan Bilgi Üniversitesi&#8217;nde günlerdir sürdürdüğümüz kararlı direniş sonuç verdi! </p>



<p class="wp-block-paragraph">Resmi Gazete&#8217;de yayınlanan karara göre Bilgi Üniversitesi&#8217;nin faaliyetini durdurma kararı yürürlükten kaldırıldı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Günlerdir omuz omuza vererek, hakkımızı savunarak bu haksız kararın karşısında durduk ve biz kazandık! Üniversitelerimizi de, memleketimizi de bu karanlıktan kurtarana kadar mücadelemize devam edeceğiz!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GELECEĞİMİZİ SERMAYE DÜZENİNE TESLİM ETMEYECEĞİZ!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/gelecegimizi-sermaye-duzenine-teslim-etmeyecegiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 12:08:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=161</guid>

					<description><![CDATA[Tek gecede alınan hukuksuz bir kararla kapatılan Bilgi Üniversitesi&#8217;nde, bu dayatmaya karşı 3 gündür direniyoruz!...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Tek gecede alınan hukuksuz bir kararla kapatılan Bilgi Üniversitesi&#8217;nde, bu dayatmaya karşı 3 gündür direniyoruz! </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün kampüse öğrenci girişleri durduruldu ve içerideki arkadaşlarımızın okulu terk etmesi istendi. Okulun içi ve dışı şu an abluka altına alınmış durumda. Baskıyla, tehditle bizleri yıldırılmaya çalışılıyorlar. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Çabalarınız nafile! Gençliği teslim alamayacaksınız! Üniversitelerimize yönelik bu müdahaleyi kabul etmiyoruz! Gençlik, AKP iktidarının karanlığına ve polis ablukasına boyun eğmedi, eğmeyecek!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memleketi ve Geleceğimizi Sermaye Düzenine Teslim Etmeyeceğiz! Sosyalist Türkiye için Mücadeleye!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/memleketi-ve-gelecegimizi-sermaye-duzenine-teslim-etmeyecegiz-sosyalist-turkiye-icin-mucadeleye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 09:29:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=150</guid>

					<description><![CDATA[Bugün 19 Mayıs. İktidarından muhalefetine tüm partiler gençliğe övgüler dizecek, “Gençlik geleceğimizdir.” diyecek, AKP iktidarı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün 19 Mayıs. İktidarından muhalefetine tüm partiler gençliğe övgüler dizecek, “Gençlik geleceğimizdir.” diyecek, AKP iktidarı “İktidarımız boyunca şu adımları attık.” diyerek gençliğe düşmanlığı gizlemeye çalışacak, düzen muhalefeti ise “Biz geldiğimizde bu sorunları çözeceğiz.” diyerek gençliği kapsamaya çalışacak. Ancak içinde bulunduğumuz bu karanlık tablo hepsinin eseri. Emperyalizmle, sermaye düzeniyle, gericilikle kavgası olmayanların, bu düzene olur verenlerin gençlik adına konuşmasına dur denilmesi gerekmektedir. Gençliğin neşesini, umudunu, bugününü ve en önemlisi yarınını çalan bu düzene karşı sesimizi yükseltmek hayati bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP iktidarı, koltuğa oturduğu ilk günden bu yana kendi ideolojisiyle uyumlu bir nesil yaratma politikasını pervasızca sürdürmektedir. İlkokullardan üniversitelere kadar eğitimin her kademesi gerici müfredatlarla, bilim dışı uygulamalarla ve laiklik karşıtı hamlelerle adeta bir kuşatma altına alınmıştır. Bu bilinçli politikanın bir ürünü olarak gençlik geleceksizlikle terbiye edilmek istenmekte, sermaye düzeninin yarattığı seçeneksizlik yüzünden binlerce sıra arkadaşımız gerici tarikat ve cemaat yurtlarının karanlığına mahkum edilmektedir. Dindar ve kindar bir nesil yaratma sevdasıyla yürütülen bu dayatmalar, gençlerin hayatlarını, özgürlüklerini ve hayallerini ellerinden almaktadır. AKP, tüm bu adımları sermaye düzeninin devamı için hayata geçirmiştir, sermaye düzeni tüm toplumu teslim almaya çalıştığı gibi gençliği de teslim almak, bir kalıba sokmak istemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkenin içine sürüklendiği derin ekonomik krizin faturası ise en ağır şekilde yine gençliğin omuzlarına yüklenmiştir. Devlet yurtlarının yetersizliği ve mevcut yurtlardaki niteliksizlik; tavanı çöken binalardan yemeklerden çıkan böceklere ve can alan asansör ihmallerine kadar üniversiteliler için barınmayı bir haktan ziyade bir yaşam mücadelesine dönüştürmüştür. Diplomalı işsizler ordusu her geçen gün büyürken, geçinebilmek ve eğitimini sürdürebilmek için okurken çalışmak zorunda kalan, dersliklerden çıkıp güvencesiz ve ağır şartlarda sömürülen bir nesil yaratılmıştır. Gençlik bu düzende gelecek olarak görülmekten öte müşteri ya da ucuz işgücü olarak görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üniversiteleri özgür düşüncenin ve bilimin merkezi olmaktan çıkarıp sarayın birer şubesi haline getirmek isteyen zihniyet, akademiye yönelik ablukasını her geçen gün artırmaktadır. Üniversitelerin kendi iradeleri atanmış rektörlerle gasp edilmekte, muhalif her ses soruşturmalar, uzaklaştırmalar ve polis şiddetiyle bastırılarak üniversitelerimiz teslim alınmak istenmektedir. Bu tahakkümün bir parçası olarak gençliğin bir araya geldiği etkinlikler ve şenlikler bir bir yasaklanmaktadır. Son olarak ODTÜ Devrim Stadyumu’ndaki bahar şenliği gündeminde görüldüğü üzere, gençliğin iradesini ve yan yana gelişini engellemek için her yol denenirken; diğer yandan gençler, haberleri dahi olmadan AKP Gençlik Festivali&#8217;ne götürülerek kirli bir siyasetin dekoru haline getirilmektedir. Ancak bilmelidirler ki bu ülkenin ilerici gençliği ne bu ablukaya boyun eğecek ne de iktidarın siyasi şovlarına figüran olacaktır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çürümüş düzen ve önümüze konulan bu karanlık tablo asla bizim kaderimiz değildir. Gençliği yoksullukla, işsizlikle, gericilikle ve geleceksizlikle biat ettirmeye çalışanlara teslim olmuyoruz. Umutsuzluğa ve yılgınlığa kapılmadan; haklarımızı almak, geleceğimizi kendi ellerimize almak, bilimi ve özgür düşünceyi yeniden kazanmak için yan yana gelmek, bu düzene karşı mücadeleyi yükseltmek zorundayız. Geleceğimizi bu karanlık düzene bırakmayacağız. Kampüslerimizin kapılarından kelepçelerin söküldüğü, bilimin tarikatların karanlığına değil insanlığın yararına sunulduğu, hiçbir sıra arkadaşımızın &#8220;Yarın ne yiyeceğim, nerede kalacağım?&#8221; kaygısı taşımadığı bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En önemlisi de, geleceğimize olduğu gibi memlekete de sahip çıkacak ve ülkemizi emperyalistlerden, sermaye düzeninden, gericilikten kurtarmak için mücadeleyi yükselteceğiz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzende gençliğe, özgürlüğe, eşitliğe yer yok. Yarınımız ve memleketimiz için sosyalist Türkiye mücadelesini yükseltelim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyalist Düşünce Toplulukları</p>



<p class="wp-block-paragraph">19.05.2026</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO DEFOL! EMPERYALİZME KARŞI DENİZ OLACAĞIZ, BU MEMLEKET BİZİM!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/nato-defol-emperyalizme-karsi-deniz-olacagiz-bu-memleket-bizim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 07:15:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=104</guid>

					<description><![CDATA[Bağımsız Türkiye mücadelesi uğruna canlarını feda etmekten tereddüt etmeyen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bağımsız Türkiye mücadelesi uğruna canlarını feda etmekten tereddüt etmeyen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmelerinin 54. yıl dönümünde; ABD emperyalizmi ve onun kanlı savaş aygıtı NATO, bölgemize ve tüm dünya halklarına karşı haydutça saldırmaya devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yarım asrı aşan bu sürede emperyalizmin sömürü çarkları, ülkemizi ve coğrafyamızı adeta bir kan gölüne çevirmiştir. Ülkemiz, ABD emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileri eliyle Ortadoğu’da emperyalizmin taşeronluğunu üstlenen bir ileri karakol haline getirilmiştir. Suriye’deki yıkımda, milyonlarca insanın yerinden edilmesinde ve bölgedeki rejim değişikliği senaryolarında başat rol oynayan AKP iktidarı; bir yandan Filistin halkının yaşadığı zulüm üzerinden sahte bir hamaset siyaseti sürdürürken, diğer yandan İsrail ve ABD ile ticari ilişkilerini ve stratejik işbirliğini derinleştirmeye devam etmiştir. Yirmi yılı aşan AKP iktidarı boyunca memleketimizin ekonomisi emperyalizme bağımlı kılınmış; yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz peşkeş çekilmiş, özelleştirilmemiş tek bir kamu kuruluşu, satılmamış tek bir ülke kaynağı bırakılmamıştır. Emekçiler açlığa, gençler geleceksizliğe mahkum edilirken, sermaye ve emperyalist tekeller ceplerini doldurmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle birlikte dizginsiz kalan ABD emperyalizmi ve NATO, tek kutuplu dünyada halkları sömürüye, bağımlılığa, sefalete ve gericiliğe boğmuştur. 1960’larda ve 70’lerde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çığ gibi büyüyen öğrenci hareketinin, işçi sınıfı mücadelesinin ve sosyalizm rüzgarının önünü kesmek için bizzat emperyalizmin icazetiyle yapılan 12 Eylül darbesi, ülkemizi bugünkü karanlığa ortak eden en büyük kırılmalardan biri olmuştur. Bugün yaşadığımız yoksulluk, gericilik ve emperyalist bağımlılık ilişkileri, o gün kurulan ve palazlandırılan düzenin doğrudan bir sonucudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sömürü düzenine, emperyalist barbarlığa ve baskıya boyun eğmeyen devrimciler; darağaçlarında, işkence tezgahlarında ve zindanlarda iktidar aygıtları tarafından fiziken katledilmiş olsalar da savundukları fikirler yok edilememiştir. Denizlerin mücadelesi yalnızca kampüs sınırlarına sıkışan bir öğrenci mücadelesi değildir. Onların mücadelesi sömürüsüz, bağımsız Sosyalist Türkiye’yi kurma mücadelesidir. Denizler, 54 yıl önce katledilmiş olsalar da, onların emperyalizme ve kapitalizme karşı yükselttikleri bu mücadele bugün her zamankinden daha günceldir. Onların mirası sadece nostaljik bir anma konusu değil; bugün fabrikalarda sömürüye direnen işçilerin, üniversitelerini piyasacılığa karşı savunan gençlerin ve memleketine sahip çıkan tüm yurtseverlerin kılavuzudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önümüzdeki Temmuz ayında ülkemizde yapılması planlanan NATO zirvesi, AKP iktidarının ülkemizi sürüklediği işbirlikçi bataklığın en somut ve en utanç verici göstergesidir. Gittiği her coğrafyaya kan, gözyaşı, işgal ve ölümden başka hiçbir şey götürmeyen; Yugoslavya’dan Irak’a, Libya’dan Afganistan’a kadar milyonlarca insanın katili olan NATO’nun, bağımsızlık mücadelesiyle kurulmuş bu topraklarda toplanması asla kabul edilemez!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün ülkemizin üzerine çöken bu zifiri karanlıktan; ne emperyalist merkezlerden medet uman restorasyoncu hayallerle, ne düzen içi sahte muhalefet pratikleriyle, ne de sermayenin icazetli programlarıyla çıkabiliriz. Karşımızdaki bu çürümüş, işbirlikçi siyasi iktidarı ve onun sırtını yasladığı sömürü düzenini yıkacak tek gerçek güç vereceğimiz örgütlü mücadelemizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler, Denizlerin bıraktığı bağımsızlık ve sosyalizm bayrağını yükseltenler olarak ilan ediyoruz: Ülkemizin emperyalistlerin toplantı salonlarına, savaş üslerine ve ucuz emek sömürü alanlarına çevrilmesine izin vermeyeceğiz! Emekçileri açlığa, gençleri geleceksizliğe, kadınları şiddete mahkum eden bu düzeni kökünden değiştirmek; yerine eşit, özgür, laik ve bağımsız bir ülkeyi, sosyalist bir Türkiye’yi inşa etmek için öne çıkıyoruz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm yurtseverleri, emekçileri ve gençliği; memleketimizi emperyalizmin belirlenimi altına sokmaya çalışanlara karşı durmaya, Temmuz ayındaki NATO zirvesine karşı sokaklarda tek yumruk olmaya, insanca yaşayacağımız bir gelecek için devrimci mücadelede safları sıklaştırmaya, Sosyalist Düşünce Toplulukları ve Sosyalist Liseliler ile birlikte gücünü göstermeye çağırıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç Fidan’ın idam kararına el kaldıranları da, Denizler 6. Filo’yu denize dökerken onu kıble yapıp namaz kılanları da unutmadık!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Denizlerin bayrağını üniversite ve liselerde dalgalandırmaya devam edecek, Sosyalist Türkiye mücadelesini her alanda yükselteceğiz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sosyalist Düşünce Toplulukları – Sosyalist Liseliler<br>06.05.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKP Elini Üniversitelerden Çek! Gözaltına Alınan Üniversiteliler Serbest Bırakılsın!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/akp-elini-universitelerden-cek-gozaltina-alinan-universiteliler-serbest-birakilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:29:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=35</guid>

					<description><![CDATA[AKP Elini Üniversitelerden Çek!Gözaltına Alınan Üniversiteliler Serbest Bırakılsın! Dokuz Eylül Üniversitesinde güz döneminin başında, faşistlerin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>AKP Elini Üniversitelerden Çek!<br>Gözaltına Alınan Üniversiteliler Serbest Bırakılsın!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuz Eylül Üniversitesinde güz döneminin başında, faşistlerin stant açmasına engel olan üniversite öğrencileri halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme, eğitim ve öğretimi engelleme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma iddiaları ile ev baskınlarıyla gözaltına alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuz Eylül Üniversitesinde &#8220;Genç Zihinler&#8221; adıyla örgütlenen faşistler, eylül ayında oryantasyon haftası başlamadan önce stant açmaya çalıştı. Tamamen provokasyon amaçlayan ve üniversite dışından da gelerek üniversiteli gençliğin mücadelesini sindirmeye çalışan çetelere karşı üniversite öğrencileri gerekli yanıtı vererek, çeteleri üniversiteden defetti. Aradan 7 ay geçtikten sonrasında ise bugün sabah saatlerinde 16 üniversiteli arkadaşımız gözaltına alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP, 19 Mart&#8217;ın ardından gücünü tekrar gösteren gençliği ve üniversiteleri baskılamak ve sindirmek için her yolu deniyor. Her seferinde gençliğin örgütlü gücüyle karşılaşıyor. AKP, üniversiteleri atanmış rektörlerle, faşist çetelerle, polisle zapturapt altına almaya çalışsa da amacına ulaşamıyor, gençliğin eşitlik ve özgürlük mücadelesini sindiremiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Faşist çeteler ellerinde palalarla kampüslerimizde kol gezerken, tacizci akademisyenler, atanmış rektörler hâlâ görevlerine devam ederken bunlara karşı çıkan üniversite öğrencilerinin uydurma suçlamalarla gözaltına alınması kabul edilemez. Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sosyalist Düşünce Toplulukları<br>27.04.2026</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençliği Zehirleyen Düzeniniz Batsın!</title>
		<link>https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/gencligi-zehirleyen-duzeniniz-batsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[SDT]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 19:21:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sosyalistdusuncetopluluklari.org.tr/?p=58</guid>

					<description><![CDATA[Gençliği Zehirleyen Düzeniniz Batsın! Dokuz Eylül Üniversitesi Gazi Ayşe Hanım Kız KYK Yurdunda zehirlenme vakaları...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gençliği Zehirleyen Düzeniniz Batsın!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuz Eylül Üniversitesi Gazi Ayşe Hanım Kız KYK Yurdunda zehirlenme vakaları artıyor. Son zamanlarda sıkça karşılaşılan zehirlenme vakasına dün gece bir yenisi daha eklendi. Gece saatlerinde onlarca öğrenci zehirlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akabinde yurdun önünde bekleyen ambulanslar tehdit edilerek ara sokağa çekilmiş, tepki gösteren öğrenciler de soruşturma tehdidiyle korkutulmaya çalışılmıştır. Tüm bunlar olurken yurt müdürü kendisini odasına kilitlemiş, daha sonra polislerin arkasına saklanarak kaçmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılacak eylemden önce AKP ve onun yurt müdürü gençliğe göz dağı vermek için yurt önüne polis getirmiş, yurdu ablukaya almaya çalışmıştır. Gençliğin örgütlü gücü bu ablukayı dağıtacaktır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yandaş yemek şirketleri kârına kâr katarken gençliğe sağlıksız yemekler reva görülmektedir.<br>Üniversiteli gençliğin kampüslerde, yurtlarda yaşadığı sorunlar, sermaye düzeninden bağımsız düşünülemez. AKP bizleri yurtlarda elektriksiz, susuz bırakmakta, sağlıksız yemeklerle zehirlemekte, güvenlik önlemleri alınmadığı için yurtlarda tacizciler kol gezmektedir. Öte yandan üniversitelerde bilimi tasfiye ederek atanmış rektörleriyle gerici ve sindirilmiş bir gençlik yaratmaya çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üniversiteli gençlik, AKP&#8217;nin yarattığı sorunların kader olmadığının bilincindedir. Gençlik, insanca bir yaşam kurabilmek için mücadele edecek, örgütlü gücüyle bu tabloyu tersine çevirecektir!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
