Geleceksizlik Düzeni Değişecek
Her Şey Emeğin Olacak!
AKP, iktidara geldiği günden bu yana üniversiteye ve gençliğe yönelik saldırısına hız kesmeden devam ediyor. KHK’lar aracılığıyla ilerici akademisyenler üniversitelerden uzaklaştırıldı, yerlerine iktidarın ideolojik çizgisine uygun yandaş kadrolar atandı. İktidarın politikalarının karşısında duran gençlik baskı ve zor aygıtlarıyla sindirilmeye çalışılırken, kampüslerde gerici ideolojilerin önü açıldı.
Üniversiteler sermayenin rant kapısı haline getirildi; Türkiye’nin dört bir yanında mantar gibi türeyen özel üniversitelerle eğitim niteliksizleştirildi. Bir avuç patronun kâr hırsı uğruna gençlik, geleceksizliğe mahkum edilmeye çalışıldı.
Atanmış rektörler aracılığıyla kampüsler teslim alınmak isteniyor; kolluk kuvvetleri ve ÖGB şiddeti sıradanlaştırılmaya çalışılıyor. Öğrenciler kendi kampüslerine alınmıyor, üniversite kapılarına kelepçeler vuruluyor.
Gençlik, artan yaşam maliyetleri ve yetersiz burslar nedeniyle öğrenciliği terk edip okurken çalışmak zorunda bırakılmış durumda. Kampüslerden şantiyelere, kafelere ve kurye motorlarına uzanan bu sömürü döngüsü, gençliği mezuniyet sonrasında da devasa bir işsizlik ordusuna dahil ediyor. Diploma artık bir gelecek garantisi değil, borçluluk ve düşük ücretli köleliğin belgesi haline getirilmiş vaziyette.
Üniversitelerimizde gördüğümüz bu tablo biliyoruz ki memleketten bağımsız düşünülemez. AKP iktidarı, sınıfsal konumu gereği üniversiteleri kendi ideolojik hattında yeniden şekillendirirken ülkeyi emperyalizme ve sermaye çıkarlarına daha da bağımlı hale getirdi. İşsizlik ve yoksulluk artarken patronların kârı büyüdü; eğitim piyasacı politikalarla niteliksizleştirildi; gericilik ise hem üniversitelerde hem de toplumun bütününde daha görünür ve belirleyici bir hale geldi.
Bundan dolayı gençliğin mücadelesi, emekçi sınıfların mücadelesinden ayrı tutulamaz. Gençlik, yalnızca kampüs sınırları içerisine hapsedilmiş bir toplumsal kesim değil; memleketin geleceğidir. Dolayısıyla üniversitelerdeki mücadelemiz, fabrikalardaki grevlerle, sokaktaki geçim kavgasıyla ve gericiliğe karşı yürütülen laiklik mücadelesiyle bütündür.
Sermayenin üniversiteleri birer “ticarethane”, öğrencileri ise “müşteri” veya “ucuz iş gücü” olarak gören zihniyetine karşı gençlik; emeğin yanında saf tutmak zorundadır. Kampüs kapılarına vurulan kilitler, ancak gençliğin örgütlü gücüyle kırılabilir, üniversiteler memleket kavgasıyla birleştiğinde özgürleşebilir.
Yarının özgür, eşit ve aydınlık dünyasını kuracak olan gençlik üniversitelerini ve memleketi bu düzene teslim etmeyeceğini göstermiştir. AKP’nin, gericiliğin, sermayenin tüm çabalarına rağmen gençlik bu düzenle uyumun değil, yeni bir düzen arayışının sembolü olmuştur.
Paranın saltanatı, yobazın karanlığı, yabancının roketi yalnızca bu düzenin değişmesiyle ortadan kaldırılabilir.
Bu sömürü düzeni ise, emekçilerin, kadınların ve gençliğin sahte umutlara, emperyalizme, AKP’nin gerici ve baskıcı uygulamalarına, sermayenin kar hırsına karşı sosyalizmin sesini yükseltmesiyle değişebilir.
Tüm üniversiteli gençliği, yoksulluğa, geleceksizliğe, işbirlikçi politikalara, işsizliğe karşı memlekete sahip çıkmaya, “her şey emeğin olacak!” çağrısını büyütmeye, Sosyalist Düşünce Toplulukları’nda örgütlenmeye çağırıyoruz!
Bu memleket bizim, gelecek biziz!
Sosyalist Düşünce Toplulukları
19.02.2026