Bağımsız Türkiye mücadelesi uğruna canlarını feda etmekten tereddüt etmeyen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmelerinin 54. yıl dönümünde; ABD emperyalizmi ve onun kanlı savaş aygıtı NATO, bölgemize ve tüm dünya halklarına karşı haydutça saldırmaya devam etmektedir.
Yarım asrı aşan bu sürede emperyalizmin sömürü çarkları, ülkemizi ve coğrafyamızı adeta bir kan gölüne çevirmiştir. Ülkemiz, ABD emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileri eliyle Ortadoğu’da emperyalizmin taşeronluğunu üstlenen bir ileri karakol haline getirilmiştir. Suriye’deki yıkımda, milyonlarca insanın yerinden edilmesinde ve bölgedeki rejim değişikliği senaryolarında başat rol oynayan AKP iktidarı; bir yandan Filistin halkının yaşadığı zulüm üzerinden sahte bir hamaset siyaseti sürdürürken, diğer yandan İsrail ve ABD ile ticari ilişkilerini ve stratejik işbirliğini derinleştirmeye devam etmiştir. Yirmi yılı aşan AKP iktidarı boyunca memleketimizin ekonomisi emperyalizme bağımlı kılınmış; yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz peşkeş çekilmiş, özelleştirilmemiş tek bir kamu kuruluşu, satılmamış tek bir ülke kaynağı bırakılmamıştır. Emekçiler açlığa, gençler geleceksizliğe mahkum edilirken, sermaye ve emperyalist tekeller ceplerini doldurmuştur.
Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle birlikte dizginsiz kalan ABD emperyalizmi ve NATO, tek kutuplu dünyada halkları sömürüye, bağımlılığa, sefalete ve gericiliğe boğmuştur. 1960’larda ve 70’lerde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çığ gibi büyüyen öğrenci hareketinin, işçi sınıfı mücadelesinin ve sosyalizm rüzgarının önünü kesmek için bizzat emperyalizmin icazetiyle yapılan 12 Eylül darbesi, ülkemizi bugünkü karanlığa ortak eden en büyük kırılmalardan biri olmuştur. Bugün yaşadığımız yoksulluk, gericilik ve emperyalist bağımlılık ilişkileri, o gün kurulan ve palazlandırılan düzenin doğrudan bir sonucudur.
Bu sömürü düzenine, emperyalist barbarlığa ve baskıya boyun eğmeyen devrimciler; darağaçlarında, işkence tezgahlarında ve zindanlarda iktidar aygıtları tarafından fiziken katledilmiş olsalar da savundukları fikirler yok edilememiştir. Denizlerin mücadelesi yalnızca kampüs sınırlarına sıkışan bir öğrenci mücadelesi değildir. Onların mücadelesi sömürüsüz, bağımsız Sosyalist Türkiye’yi kurma mücadelesidir. Denizler, 54 yıl önce katledilmiş olsalar da, onların emperyalizme ve kapitalizme karşı yükselttikleri bu mücadele bugün her zamankinden daha günceldir. Onların mirası sadece nostaljik bir anma konusu değil; bugün fabrikalarda sömürüye direnen işçilerin, üniversitelerini piyasacılığa karşı savunan gençlerin ve memleketine sahip çıkan tüm yurtseverlerin kılavuzudur.
Önümüzdeki Temmuz ayında ülkemizde yapılması planlanan NATO zirvesi, AKP iktidarının ülkemizi sürüklediği işbirlikçi bataklığın en somut ve en utanç verici göstergesidir. Gittiği her coğrafyaya kan, gözyaşı, işgal ve ölümden başka hiçbir şey götürmeyen; Yugoslavya’dan Irak’a, Libya’dan Afganistan’a kadar milyonlarca insanın katili olan NATO’nun, bağımsızlık mücadelesiyle kurulmuş bu topraklarda toplanması asla kabul edilemez!
Bugün ülkemizin üzerine çöken bu zifiri karanlıktan; ne emperyalist merkezlerden medet uman restorasyoncu hayallerle, ne düzen içi sahte muhalefet pratikleriyle, ne de sermayenin icazetli programlarıyla çıkabiliriz. Karşımızdaki bu çürümüş, işbirlikçi siyasi iktidarı ve onun sırtını yasladığı sömürü düzenini yıkacak tek gerçek güç vereceğimiz örgütlü mücadelemizdir.
Bizler, Denizlerin bıraktığı bağımsızlık ve sosyalizm bayrağını yükseltenler olarak ilan ediyoruz: Ülkemizin emperyalistlerin toplantı salonlarına, savaş üslerine ve ucuz emek sömürü alanlarına çevrilmesine izin vermeyeceğiz! Emekçileri açlığa, gençleri geleceksizliğe, kadınları şiddete mahkum eden bu düzeni kökünden değiştirmek; yerine eşit, özgür, laik ve bağımsız bir ülkeyi, sosyalist bir Türkiye’yi inşa etmek için öne çıkıyoruz!
Tüm yurtseverleri, emekçileri ve gençliği; memleketimizi emperyalizmin belirlenimi altına sokmaya çalışanlara karşı durmaya, Temmuz ayındaki NATO zirvesine karşı sokaklarda tek yumruk olmaya, insanca yaşayacağımız bir gelecek için devrimci mücadelede safları sıklaştırmaya, Sosyalist Düşünce Toplulukları ve Sosyalist Liseliler ile birlikte gücünü göstermeye çağırıyoruz.
Üç Fidan’ın idam kararına el kaldıranları da, Denizler 6. Filo’yu denize dökerken onu kıble yapıp namaz kılanları da unutmadık!
Denizlerin bayrağını üniversite ve liselerde dalgalandırmaya devam edecek, Sosyalist Türkiye mücadelesini her alanda yükselteceğiz!
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Sosyalist Düşünce Toplulukları – Sosyalist Liseliler
06.05.2026