Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde başkent adeta olağanüstü hâl koşullarına sokuluyor. Günlerdir yolların kapatılması, etkinliklerin iptal edilmesi, sınavların ertelenmesi ve kamusal yaşamın NATO’nun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi yetmezmiş gibi şimdi de üniversiteler ve öğrenciler hedef alınmakta.
Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde, hatta KYK yurtlarında alınan kararların ardından, son olarak dün ODTÜ yönetimi de 6-12 Temmuz tarihleri arasında kampüs işletmelerinin kapalı olacağını, kampüse giriş-çıkışların sınırlandırılacağını ve yurt hizmetlerinin tamamen durdurulacağını duyurdu. Yemekhaneler, kantinler, temizlik ve diğer destek hizmetleri de bu tarihler arasında verilmeyecek. Yurtlarda kalan öğrencilere ise 4 Temmuz’a kadar odalarını boşaltmaları bildirildi. Yani binlerce öğrenciye, yaz okulu, stajı, laboratuvar çalışması, işi ya da Ankara’da sürdürdüğü yaşamı ne olursa olsun, “NATO geliyor, kampüsü ve yurtları terk et!” deniliyor.
Üniversitelerin en temel görevi öğrencilerinin eğitim ve barınma hakkını güvence altına almasıyken, kayyum rektörlükler bu hakları ilk gözden çıkarılan kalem hâline getiriyor. Öğrencilerin yaşam alanı olan yurtlar bir gecede NATO personelinin ve güvenlik planlarının ihtiyaçlarına göre boşaltılabiliyor. Demek ki mesele imkânsızlık değil, siyasi tercihtir. İstenildiğinde kampüsler günler içerisinde yeniden düzenlenebiliyor; ancak söz konusu öğrencilerin yıllardır dile getirdiği barınma, yemekhane, ulaşım ya da eğitim sorunları olduğunda aynı irade ortada görünmüyor.
Üstelik geçtiğimiz günlerde yurtlara asılan duyurularda, NATO zirvesi süresince çeşitli güvenlik tedbirleri uygulanacağı belirtilirken, yurtların hizmet vermeye devam edeceği ve yaz dönemi nöbetçi yurtlarında konaklamanın süreceği ifade ediliyordu. Ancak zirveye yalnızca birkaç gün kala bu açıklamadan geri dönülerek öğrencilerden yurtları boşaltmaları istendi. Kendilerine herhangi bir alternatif barınma imkânı da sunulmayan öğrenciler, adeta “Ne hâliniz varsa görün.” denilerek mağdur edildi. Öğrencinin barınma hakkı, NATO’nun ihtiyaçları karşısında bir kez daha gözden çıkarıldı.
Daha da çarpıcı olan ise NATO için yalnızca üniversite yurtlarının değil, şehirdeki KYK yurtlarının da boşaltılmasıdır. Öğrencilere dolaplarını tamamen boşaltmaları, kilitlerini açmaları, aksi hâlde kilitlerin idare tarafından kırılacağı yönünde mesajlar gönderiliyor. Öğrencilerin kişisel eşyaları dahi güvence altına alınmazken, yurtlar zirvede görev alacak personelin kullanımına hazırlanıyor. Bir kez daha görüyoruz ki bu düzende öğrencinin barınma hakkı, emperyalist bir askerî ittifakın konforundan daha değersiz görülüyor.
Bugün Ankara’da yaşananlar basit güvenlik tedbirleri değildir. Bir kentin yaşamının emperyalist askerî ittifakın ihtiyaçları uğruna askıya alınmasıdır. NATO gelmeden önce çözülemeyen trafik de çözülebiliyor, yollar da yenilenebiliyor, kurumlar da birkaç gün içinde organize edilebiliyor. Fakat yıllardır öğrencilerin barınma krizine, emekçilerin geçim sıkıntısına, halkın ulaşım sorunlarına sıra bir türlü gelmiyor. Halk söz konusu olduğunda üç maymun oynanırken; NATO söz konusu olduğunda ise bütün devlet seferber oluyor.
Bizler yurdu yalnızca dört duvar olarak görmüyoruz. Yurt; öğrencinin evidir, yaşam alanıdır, çalıştığı, dinlendiği, hayatını kurduğu sosyalleştiği yerdir. Hiçbir sözde “uluslararası zirve, askerî ittifak” öğrencilerin yaşam alanı üzerinde bu şekilde tasarrufta bulunamaz.
Türkiye yıllardır ekonomik kriz, barınma krizi ve derinleşen yoksullukla mücadele ediyor. Binlerce öğrenci yurt bulamıyor, niteliksiz koşullarda yaşamak zorunda bırakılıyor veya yüksek kiralar nedeniyle eğitimlerini sürdürememektedir. Aynı iktidar ve aynı yöneticiler, NATO’nun ihtiyaçları söz konusu olduğunda ise yurtları birkaç gün içerisinde boşaltabilecek bir organizasyonu rahatlıkla gerçekleştirebiliyor. Bu tablo, hangi önceliklerin esas alındığını açıkça göstermektedir.
Biz öğrenciler, yaşam alanlarımızın emperyalist savaş politikalarının lojistik ihtiyacına dönüştürülmesine sessiz kalmayacağız. Üniversiteler öğrencilerindir; yurtlar öğrencilerindir. Eğitim hakkımızın, barınma hakkımızın ve yaşam alanlarımızın NATO’nun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine karşı mücadelemizi büyüteceğiz.
NATO YURDUMUZDAN DEFOL!