YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversitelerin 2026-2027 akademik yılı açılış törenlerinde ve ilk derslerinde AKP iktidarının ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefini gündeme taşıyacaklarını duyurdu. Özvar, üniversitelerin bu süreci “akademik özgürlük ve bilimsel metodoloji” temelinde ele almasını, paneller ve çalıştaylarla zenginleştirmesini istedi. Bu açıklama, üniversiteleri bir kez daha iktidarın arka bahçesine dönüştürme çabasının açık bir ifadesidir.
Kürt sorununa kalıcı bir çözüm getirme iddiası taşımayan bu süreç, emperyalizmin Ortadoğu’da, özellikle Suriye’de şekillendirdiği yeni denkleme Türkiye sermaye devletinin çıkarlarını gözeterek başlattığı bir süreçtir. HTŞ kontrolündeki Suriye tablosu, bölgenin yeniden emperyalist müdahaleyle şekillenmesi ve AKP’nin bu yeni düzlemde mevzi arayışıyla iç içe geçmiş bir yönelimi ifade etmektedir. AKP-MHP iktidarı, “barış, kardeşlik, milli birlik” kavramlarının içini boşaltarak kendi bekasını, yeni Osmanlıcı politikalarını ve sermaye düzeninin çıkarlarını tahkim etmek istemektedir. Geçmiş çözüm süreci deneyimleri ve bugünkü “çerçeve yasa” tartışmaları da bunu göstermektedir: Asıl mesele halkların eşit yurttaşlık ve gerçek barış talebini yerine getirmek değil, sömürü düzenini derinleştirmek ve emperyalist projelere eklemlenmesidir.
Üniversitelerimiz bugün bilimsel üretim ve eleştirel düşünce merkezleri olmak yerine, yeni Osmanlıcı propagandanın taşıyıcısı haline getirilmek istenmektedir. “Akademik özgürlük” söylemiyle ilk derslere “yeni Osmanlıcılık” propagandasını dayatmak, bilimin ve üniversitenin anlamını ters yüz etmektir. Aynı iktidar yıllardır kampüslerde faşist çetelerin önünü açarken, polis ve ÖGB baskısını artırırken, eylem yasağı kararları alırken, akademik tasfiyeler yaparken, yurtları tarikat-cemaat kuşatmasına terk ederken şimdi “toplumsal huzur ve güven” masalı anlatmaktadır. Bu, geleceksizlik, yoksulluk, güvencesizlik ve gericilik sarmalına mahkûm edilen gençliğe yeni bir yalan paketidir.
12 Eylül darbecileri tarafından kurulan YÖK tarihsel misyonuna uygun hareket ederek iktidarın yeni Osmanlıcı hedefini üniversitelere taşımayı, üniversitelerin istibdat rejimine teslim olmasını istiyor.
Gençlik, üniversiteleri bu istibdat düzenine, ülkeyi yeni Osmanlıcı hedeflerle şekillendirmek isteyenlere bırakmayacak.
Emperyalizmin Ortadoğu’daki yıkımına ortak olmak, sermaye düzeninin sömürü ve baskı mekanizmalarını meşrulaştırma operasyonudur. Gerçek barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık yalnızca emperyalizme, gericiliğe ve sermaye düzenine karşı emekçilerin ve gençliğin ortak mücadelesiyle mümkündür. AKP’den, MHP’den, düzen partilerinden demokrasi, özgürlük ve gerçek bir çözüm beklemek büyük bir yanılgıdır.
Üniversitelerimiz bizimdir. Amfiler, kampüsler, yurtlar gençliğin kurtuluşu aradığı, mücadele ettiği alanlardır.
Yeni Osmanlıcılık propagandasını ve AKP karanlığını reddediyoruz.
Tüm üniversiteli gençliği Sosyalist Düşünce Topluluklarına katılmaya, bu karanlık kuşatmaya karşı yan yana gelmeye çağırıyoruz. Halkların eşit, kardeşce ve barış içinde yaşama talebi sosyalizmle mümkündür. Sosyalist Türkiye kavgası ise üniversitelerden geçmektedir. Bu kavga hürriyet kavgasıdır, gelecek kavgasıdır.
Sosyalist Düşünce Toplulukları