Üç Fidan’a Saygıyla…

Hayatları “Kahrolsun emperyalizm” ile biten üç fidan: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan.

Bugün baktığımızda emperyalizmin yıkıcı etkilerinin hâlâ tüm dünyada sürdüğünü görüyoruz. Başta Filistin, İran, Suriye ve Küba olmak üzere pek çok coğrafyada tehdit, baskı ve çatışma üretmeye devam ediyor. Günümüzden verilebilecek birkaç örnek bile emperyalizmin yıkıcılığını ve halklara yönelen saldırgan politikalarını ortaya koymaya yetiyor. Bu süreç kimi zaman açıktan, kimi zaman arka planda ilerlese de emperyalizmin o tehlikeli ve maskeli yüzünü görmek zor değil.

Tam da bu nedenle, bugün yaşananları anlamak için geçmişin mücadele deneyimlerine bakmak kaçınılmazdır.

Geçmişte 6. Filo vardı, bugün ise NATO’nun Türkiye’de toplantı yapacak olması. Geçmişte yapılan 6. Filo eylemlerini bugün hâlâ konuşuyorsak, NATO toplantısına karşı bugün de devrimciler ses çıkarıyor ve mücadele ediyorsa; hâlâ 68 kuşağını ve onun birikimini anıyorsak, bunun en büyük nedenlerinden biri o dönem bizlerden koparılan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve nice devrimcidir.

Üniversite öğrencilerinin belki de en çok ortaklaştığı noktalardan biri, sol ile ilk tanışmalarını Deniz’lere ve 68 kuşağına atfetmeleridir. Küçüklükten bu yana çevremizde adı “Deniz” olan arkadaşlarımız bu ismi çoğu zaman hikâyesiyle birlikte taşır. Aynı şekilde üç fidanın hayattan koparıldığı o yıldan sonra  Deniz, Hüseyin ve Yusuf isimlerinde artış görülmesi de tesadüf değildir. Bunun sebebi yalnızca onları sevmek değil; onların görüşlerini benimsemek ve anti-emperyalist, tam bağımsız bir Türkiye idealini yeni kuşaklarda yaşatma isteğidir.

Üç fidanın ve dönemin devrimci isimlerinin rol aldığı NATO’ya bağlı 6. Filo protestoları ve Vietnam’daki kanlı politikalar sebebiyle “Vietnam kasabı” olarak anılan dönemin ABD büyükelçisi Komer’in arabasının ODTÜ’de ateşe verilmesi, emperyalizmle mücadele anlamında bugün hâlâ yol gösterici örnekler olarak karşımızda durmaktadır.

Denizlerin mücadelesi ve bugüne bıraktıkları miras tam da burada anlam kazanır. Onların mücadelesi yalnızca kendi dönemleriyle sınırlı kalmamış, bugün hâlâ gençliğin düşünce dünyasında ve mücadele hattında yaşamaya devam etmiştir. Bu miras, geçmişe ait bir anıdan çok, bugünü anlamlandıran ve yön veren bir birikimdir.

Bugün Denizlerin bayrağını taşımak, sosyalizm mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Antiemperyalist bir duruş, eşitlik ve bağımsızlık talebiyle birleştiğinde gerçek anlamını bulur. Bu nedenle onların yolunda yürümek, yalnızca anmakla değil; onların ideallerini bugünün koşullarında yeniden üretmekle mümkündür.

Bugün NATO zirvesinin Türkiye’de yapılması kararı işte bu yüzden yenilip yutulacak bir karar değildir. Biz gençlik olarak geçmişin birikimini sırtlanarak, 68 kuşağı öğrencilerinin yaktığı o ışığı sahiplenerek bu topraklarda NATO’ya ve emperyalizme geçit vermeyeceğimizi bir kez daha ortaya koyuyoruz.

Bu yıl üç fidanın idamlarının üzerinden tam 54 yıl geçti. Ancak üniversite öğrencileri olarak kampüslerden hâlâ “Kahrolsun emperyalizm” ve “Tam bağımsız Türkiye” sloganları yükselmekte; yeni doğanlara hâlâ onların anısına Deniz, Hüseyin ve Yusuf adları verilmektedir. Bu da onların mirasının ne kadar güncel olduğunu açıkça göstermektedir.

6 Mayıs’ta, Denizlerin yolunda gençlik gücünü göstermek durumundadır. Bu yalnızca bir anma değil, aynı zamanda bir mücadele çağrısıdır.

Bu topraklardaki Anti-Emperyalist yolunu aydınlatan üç fidanın ve 68 kuşağının kararlılığıyla, onların bizlere bıraktığı mücadeleyi büyütmeye ve bu topraklarda tam bağımsız bir geleceği kurana kadar durmamaya kararlıyız.