Memleketi Kurtarmak ve Geleceği Kazanmak İçin: Üniversitelerde Sosyalizmin Sesini Yükseltelim!
Geçtiğimiz yıl İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’ nun tutuklanmasının ardından başlayan 19 Mart eylemleri bugün birinci senesini doldurdu.
Bir yıl önce Beyazıt Meydanı’nda o sarsılmaz görünen barikatın gençliğin iradesiyle aşılmasıyla Türkiye’nin dört bir yanına yayılan bu dalga, kuşkusuz sadece bir siyasi figüre yönelik tutuklama kararına verilen anlık bir tepki değildir. Bu eylemlilik, AKP iktidarının on yıllardır sistematik bir biçimde yürüttüğü, gençliği baskı ve korku politikalarıyla teslim alarak kendi gerici ideolojik kalıplarına hapsetme girişimine karşı birikmiş bir öfkenin dışavurumudur. İktidara geldiği günden bu yana kendi “makbul” genç neslini yaratma sevdasındaki AKP hükümeti; üniversiteleri, sokakları ve meydanları birer terbiye merkezine dönüştürmek istemiş, gençlerin bugününü ve yarınını çalarak bunları altın tepsilerde kendi yandaşlarına, sermaye gruplarına ve tarikat ağlarına peşkeş çekmiştir.
Gençlik ise bu kuşatılmışlığa karşı cevabını Beyazıt’ta barikatları aşarak, ODTÜ’de kampüslerine sokulan ve insanlık onurunu hiçe sayan kolluk kuvvetlerine diz çökmeyerek vermiştir. Gençliğin seçme ve seçilme hakkının gasbına, baskıya, adaletsizliğe, geleceksizliğe karşı ayağa kalkışı tüm memlekette büyük bir umut yaratmıştır.
Bu direnişin üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişken, AKP iktidarının saldırıları derinleşmiştir. Erdoğan ve atanmış rektörleri, üniversitelerimizi asıl sahipleri olan bizlere, yani öğrencilere fiilen kapatmış durumdadır. Eylemlere katılan sıra arkadaşlarımızın bursları kesilmekte, haklarında sonu gelmez disiplin soruşturmaları açılmakta ve üniversitelerdeki mücadelemiz kriminalize edilmektedir. Belediyelerden medya organlarına kadar uzanan kayyum atamalarıyla halk iradesi gasp edilirken; gerçeğin peşindeki gazeteciler ve sendika başkanları birer birer hapse atılmaktadır. Ülkemizdeki geleceksizlik ve geçim kaygısı artık katlanılamaz bir seviyeye ulaşmış, gençliğin hayalleri kaçış arayışıyla veya güvencesiz iş kollarında sönüp gitmiştir. Tüm bunların ötesinde Türkiye, Ortadoğu’da emperyalizmin sadık bir ileri karakolu olarak konumlandırılarak ABD ve NATO’nun kanlı planlarına ortak edilmiştir.
Bu cendereden çıkışın tek yolu, geleceğimizi düzen partilerinin bizleri sıkıştırdığı dar alanlara hapsetmeden, kimsenin iki dudağı arasından çıkacak sahte umutlara bel bağlamadan yürütülecek örgütlü mücadeledir. Bu mücadele ise eşitliğin ve özgürlüğün iktidarını kuracak olan sosyalizmdir.
Bugün bizlere düşen görev açıktır: Beyazıt’ta barikatları yıkan iradeyi büyütmek ve süreklileştirmek, onu örgütlü bir güce dönüştürerek kampüslerde, meydanlarda ve hayatın her alanında yeniden üretmektir. Çünkü ancak süreklilik kazanan bir mücadele bu düzenin yarattığı karanlığı dağıtabilir. 19 Mart ise yalnızca geçmişin bir hatırası değil, bugünün mücadelesi ve yarının habercisidir ve o yarın ancak mücadele edenlerin ellerinde yükselecektir.
Unutulmamalıdır ki; korku duvarı bir kere yıkılmış, yolumuz açılmıştır!
Sosyalist Düşünce Toplulukları, tüm üniversiteli gençliği emperyalizme, gericiliğe ve sermaye düzenine karşı Sosyalist Türkiye mücadelesini yükseltmeye ve örgütlü mücadeleye katılmaya çağırmaktadır.