ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR!
Bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde sergilenen karanlık tablo, sadece üniversitenin değil, memleketin kuşatılmışlığının resmidir. Üniversitenin asıl sahipleri; akademisyenler ve öğrenciler kapılardan içeri dahi sokulmazken, Tayyip Erdoğan devasa bir polis ordusu eşliğinde “yurt açılışı” adı altında kampüsü işgal etti. Nazım Hikmet “Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.” diyordu. O korku bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde vücut buldu. Sokaklar kapatıldı, derslerin alelacele çevrimiçi yapılması kararı alındı, öğrenciler kampüsten sürgün edildi. Henüz gün ağarmadan, şafak operasyonlarını aratmayan bir zorbalıkla yurtlarından çıkarılan öğrencilerin odaları didik didik aranırken, bu zorbalığa direnen en az üç Boğaziçili gözaltına alındı.
Bu rezil tablo AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne kadar gerçekleştirdiği sistematik saldırıların ve düştüğü acziyetin ilanıdır. Bir yandan kampüsün kapıları üniversitenin gerçek sahiplerine kitlenirken, diğer yanda ‘’çoğunluk’’ olduğunu iddia eden bir avuç yandaşla sterilize edilmiş alanlarda, sahte gülücüklerle poz vermek güç değil, korku ve başarısızlık göstergesidir. Öğrenciden korkan, hocasından kaçan ve ancak binlerce polisin gölgesinde adım atabilen bir iktidarın, üniversitelerin “asli misyonundan” bahsetmesi tam anlamıyla da bir trajikomedidir.
Bilinmelidir ki; gençliğin iradesi ablukalarla teslim alınamaz! Bir avuç yandaşla verilen sipariş fotoğraflar, üniversitelerde meşruiyet devşirmeye yetmez. Gençlik, tarih boyunca üzerine düşen görevi yerine getirmiş; haklarını sokakta, meydanda ve kampüste mücadele ederek kazanmıştır. Gençlik, aydınlanmanın, bilimin, emeğin, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanında yer almış, işbirlikçiliğin, halk düşmanlığının, yobazlığın karşısında durmuştur.
Memleketi, geleceğimizi, üniversitelerimizi karanlığa, gerici kuşatmaya ve kar hırsına teslim etmeyeceğiz!
Sosyalist Düşünce Toplulukları
13.02.2026